Siyasi Tutarsızlık: Güç Uğruna Eğilen Omurgalar
Siyaset, halkın iradesini temsil etmesi gereken bir alan iken, zamanla çıkarların ve iktidar hırsının şekillendirdiği bir tiyatroya dönüşebiliyor. Bu tiyatronun en dikkat çekici perdesi ise tutarsızlıktır.
Bir siyasetçi dün savunduğu ilkeyi, bugün koltuğunu korumak uğruna reddedebiliyorsa; o zaman sorun sadece onun fikir değişikliği değil, ahlaki pusulasının kaybolmuş olmasıdır. Dün “adalet” diye haykıranların, bugün hukuku araçsallaştırması; dün “özgürlük” diyenlerin, bugün sansürü meşrulaştırması yalnızca bir ironi değil, aynı zamanda bir güven krizidir.
Tutarsızlık, halkın hafızasının zayıf olduğu varsayımına yaslanır. Ancak unuttukları şey, halkın unutmamasını bekledikleri şeyleri de artık kimsenin ciddiye almadığıdır. Güven bir kez sarsıldığında, vaadler süslü cümlelerden ibaret kalır.
Siyasi tutarlılık, sadece aynı fikirde kalmak değildir; değişiyorsan neden değiştiğini şeffaflıkla anlatmaktır. Aksi hâlde dönüşüm değil, çelişki olur.
Ve unutulmamalıdır: Güç, kişilikle birleştiğinde saygı doğurur. Ama güç, tutarsızlıkla birleştiğinde sadece korku yaratır; o da ilk rüzgârda dağılır.
Sen kendine "Ak efe" olmayı öteden beri yakıştırmışsın.